Aylık arşivler: Kasım 2013

Twitter RT Kampanyası

 

Kampanya: Alp PAR’dan Yılbaşı Armağanı!

Belirlenen tarih ve saate kadar @paralp twitter acountundan en çok RT yapan kişi, D&R’dan 50 TL lik hediye kartı kazanacaktır.

 

Kampanya Koşulları:

27 Kasım 2013 saat 12:00 itibarı ile düzenlediğim kampanya 31.12.2013 tarihi saat 00:00′a kadar devam edecektir.

D&R hediye kartı sadece dr.com.tr’den verilecek siparişler için geçerli bir karttır.

Kampanyaya birden çok twitter acountunuzla katılmanız tek hediye olduğu için bir anlam ifade etmeyecektir.

Kampanya koşulları önceden haber vermeksizin değiştirilebilir.

Bu kampanya bir malın satış ve pazarlama faaliyetini içermediğinden  Milli Piyango idaresinin “Karşılığı Nakit Olmayan Piyangolar ve Çekilişler Hakkında Yönetmelik” i kapsamında değildir.

Twitter kuralları gereği account’unuzun “agresif” şekilde kullanılması bazı kapsamlardan account’unuzun durdurulmasına / silinmesine sebep olabilir. Bu kampanya ile ilgili kullanımlardan ötürü twitter account’unuza gelebilecek zarar/ ziyan’dan mesul olmadığımı kullanıcı peşinen kabul taahhüt ve beyan eder.

Kampanyanın herhangi bir anda ödül vermeksizin kapanması söz konusu olursa, kampanya katılımcısı herhangi bir hak iddia edemeyeceğini peşinen kabul taahhüt ve beyan eder.

Talihli tarafımdan tamamen bir twitter account’unun yapmış olduğu RT’ler sayılarak belirlenecektir, başka bir karar merci ve itiraz hakkı yoktur, kampanya katılımcısı kampanyaya katılmakla bu hususu peşinen kabul taahhüt ve beyan eder.

Kampanya kazananı 5 Ocak 2014 günü @paralp acountundan açıklanacaktır. Kazanan kişi üç gün içinde “Direkt Mesaj” ile geri dönüş yapmaz ise hakkı bir sonraki en çok RT yapan kişiye devrolunacaktır.

http://www.dr.com.tr/catalog/products/giftcard ekranında hediye verilmesi için asgari bilgiler isim soy-isim ve e-mail adresi kazanan tarafından şahsıma bildirilmelidir. Yanlış bilgiler ve yanlış giden e-postalar ve/veya spam’e düşen e-posta sonucu ödülü teslim alamama ve/veya D&R şirketinden kaynaklı ödül alımındaki problemler ve bu gibi durumlar kesinlikle kullanıcı hatası olarak nitelenecek ve ödül verilmiş kabul edilecektir. Böyle bir durumda kullanıcı herhangi bir hak iddia edemeyeceğini peşinen kabul taahhüt ve beyan eder.

Bu kampanya ile ilgili katılımdan ötürü meydana gelebilecek herhangi bir maddi ve manevi zararın ve diğer hiç bir meselenin kesinlikle hiçbir şekilde tarafıma yüklenemeyeceğini ve bir hukuki davaya konu edilemeyeceğini katılımcı, katılmakla birlikte peşinen kabul taahhüt ve beyan eder.

 

 

Sosyopat Medya Yönetimi

Evet literatürde olmayan bir kavram ortaya attım, biraz sosyal medya yönetimine benzer yanı olduğunu okurlarımız algılamışlardır. Ama bu medya yönetimi “salak” ların oluşturduğu bir sosyal medya yönetimi, bu yüzden de bu patolojik terimi seçtim. Buyrun sosyopat teriminin sözlük anlamına bakalım: “Antisosyal kişilik bozukluğu“. Evet yani sosyal medya yönetmek istiyorsun; insanlarla sosyal olmak yani “çift taraflı” bir iletişim için değil, kendi dikte edeceğin şeyleri sadece sunmak ve ama bunu monolog oluşturmak için kullanıyorsun. Sonra da kalkıp utanmadan bunun adına “sosyal medya yönetimi” diyorsun.

 

Şimdi buraya nereden geldiğimi aktarayım. Uzun zamandır yaptıkları sosyopatça internet medyasını takip ettiğim dangalak bir insan kaynakları oluşumu var. Kendilerine XXX Kişilik Envanteri ismini koyan bu arkadaşlar, şu tarz bloglar yazıyorlar: “Bir gün bir köpek vardı, bu köpek kediyi ısırdı….Siz de köpeğin kediyi ısırmamasını istiyorsanız, şirketinize XXX kişilik envanteri ile blah blah yapın…” Tam olarak böyle değil ama işte böyle, denklem şu X + Y = Z X salakça hikaye (Kedi + Köpek ); Y (XXX Envanteri) = Z o vakit siz de XXX Envanterini kullanın…

 

Blog demek yararlı bir sunumu, halkın faydasına sunmaktır, bu yararlı oluşumu beğenen tip de sizin hizmetlerinize ilgi duyuyorsa zaten sizinle irtibata geçer, ama content marketing çakması böyle bloglarla uçan kuşa kendi aptal hizmetinizi bağlıyorsanız, en ahlaklı itibarı ile nal toplarsınız.

 

Yine bu yazıyı neden kaleme alma ihtiyacı duyduğum ile ilgili anektoda gelirsek. Abimiz çakma bir event düzenlemiş gene XXX kişilik envanterini size çakacak ya…EEE iK event’i imiş efendim, iki tane mature İK’cı abla da yazmış, ay keşke bilmemnerde de böyle eventler olsa idi de, gelseydik de bik bik…Neyse ben de alta üzülmeyin ablalar dedim, arkadaşlar mail adreslerini vermişler şirket bilgilerinizi istiyorlar, zaten event bahane, sizin gibi şirketlerin verisini toplayıp günde 20 kere spam mail atmak şahane…Tabi bu arkadaş ne yaptı, aynen benim yorumu sildi. Neden? Çünkü doğru bir cümle sarfettik. Halbuki bu sosyal medya değil mi? Evet, şöyle bir yanıt verebilirdin: “Alp bey, maksadımız veri madenciliği değil, Event’imize sizi de bekleriz, böylelikle siz de gerçek maksadımızı görmüş olurdunuz, sizinle tanışmak ve fikirlerinizi dinlemek de isteriz…” Vs. Vs. İşte böyle bir cevap benim gibi aktivist bir yorumcuyu bile anında Nirvana’ya eriştirip, hakikaten bu herifler yaptıkları işi biliyorlar dedirtirdi…Ama nerde…Böyle sosyapat ağabeyler sosyal medya yönettiklerini düşünedursunlar, itibar yönetimi yerlere iner ve aktivistlerin gazı da kendilerine ilham vermeye devam edecektir. Hele ki aktivistin takip kitlesi genişledikçe itibar kaybının büyüklüğü de yadsınamaz boyuta gelecektir.

Şirketlere Çıkarılacak dersler:

1- Önüne gelen her aptalı, sosyal medya uzmanı olarak istihdam etmeyin

2- Pazarlama geçmişi olmayan adamı sosyal medya uzmanı olarak istihdam etmeyin

3- Content Marketing yapacağım diye salak salak içeriklerle itici reklamlar yapma peşine düşmeyin

4- Bolca takipçisi olup olmadığını yada etkisini ölçemeyeceğiniz adamın zinhar ne yorumunu silin ne de kabalık edin

5- 4. maddedeki adam az takipçisi olsa da bu olaya girmeyin, internet domino taşı gibidir, bir taş milyon taşı bir anda oynatabilir.

6- Açık Liderlik (Charlene Lee) okumadıysanız okuyun, sonra iki kere okuyun, mümkünse ezberinizde tutun…

 

 

 

İçimdeki Sen…

Bir de baktım gidiyor içimdeki sen, durduramadım

Köhne hüznüm de yorgundu belki o da aldırış etmedi

Aydınlık sabaha olan umut ta baktım yok, o da pek ağlamadı

Önce bir kahve içtim, vapurdan martıya attığım simit geldi aklıma

Durdum tekrar hüzünlendim, geçmiş geçmemiş mi acaba?

Kaldırımdaki ayak sesleri bana seni hatırlattı

Döndüm baktım topuklar belki aynı, fakat yüz farklı

Başka bir sende mi kaldı o ayrılık, içimde sanki taze hala